Akdeniz’den 2.100 Yıllık Sofra Takımı Çıktı

ANTALYA 15.10.2026 - 12:08, Güncelleme: 15.10.2026 - 12:41 40 kez okundu.
 

Akdeniz’den 2.100 Yıllık Sofra Takımı Çıktı

BATIKTA 122 FARKLI SERAMİK TÜRÜ TESPİT EDİLDİ
Antalya açıklarında 2 bin 100 yıllık tarih gün yüzüne çıktı: Binlerce seramik bulundu Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Adrasan açıklarında yürütülen sualtı arkeoloji kazıları, antik dönemin ticaret ve sofra kültürüne ilişkin önemli bulgular ortaya koydu. Yaklaşık 2 bin 100 yıllık seramik yüklü gemi batığından binlerce eser çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, buluntuların antik dünyanın lüks sofra takımlarına ışık tuttuğunu belirtti. Akdeniz’in derinliklerinde sürdürülen arkeolojik çalışmalar, geçmişin ticaret rotalarını ve üretim merkezlerini aydınlatmaya devam ediyor. Antalya’nın Adrasan kıyıları açıklarında bulunan ve kazı çalışmalarına 2025 yılında başlanan batıkta, farklı biçim ve boyutlarda çok sayıda seramik eser gün yüzüne çıkarıldı. Deniz yüzeyinin yaklaşık 42 ila 55 metre altında yürütülen kazılarda elde edilen buluntuların, MÖ 1. yüzyıldaki üretim, taşımacılık ve tüketim alışkanlıkları hakkında önemli bilgiler sunduğu değerlendiriliyor.     ERSOY: “ANTİK DÜNYANIN EN LÜKS SOFRA TAKIMLARINI BU BATIKTA BULDUK” Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adrasan’daki kazılara ilişkin yaptığı açıklamada, denizden çıkarılan eserlerin yaklaşık 2 bin 100 yıllık geçmişine dikkat çekti. Ersoy, “Antik dünyanın en lüks sofra takımlarını bu batıkta bulduk” ifadelerini kullandı. Seramiklerin gemiye yüklenirken aralarına kil yerleştirilerek sandıklara konulduğunu belirten Ersoy, bu yöntemin eserlerin günümüze sağlam ulaşmasında etkili olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy, kazılarda görev yapan ekibe ve kültürel mirasın ortaya çıkarılması için çalışan uzmanlara teşekkür etti. BATIKTA 122 FARKLI SERAMİK TÜRÜ TESPİT EDİLDİ Kazıların öne çıkan bulgularından biri, gemide taşınan seramiklerin çeşitliliği oldu. Batıkta toplam 122 farklı form ve boyutta tabak, kase ve benzeri sofra ürününün bulunduğu bildirildi. Antakya kökenli olduğu değerlendirilen eserler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve farklı büyüklüklerde tepsiler yer alıyor. Bu çeşitlilik, dönemin yemek kültürüne ve sofra düzenine ilişkin ayrıntıları ortaya koyuyor. Özellikle Roma dünyasında rağbet gördüğü belirtilen bu ürünlerin yanı sıra batıkta, Ege’deki bazı adalarda üretilmiş olabileceği düşünülen amforalar da bulundu. Farklı bölgelerle ilişkilendirilen eserler, geminin çeşitli üretim merkezlerinden yük taşıdığına işaret ediyor. ÇİÇERO’NUN MEKTUBUNDA DA AYNI SERAMİKLERİN İZİ VAR Adrasan batığını tarihsel açıdan dikkat çekici kılan unsurlardan biri de seramiklerin, antik kaynaklarda adı geçen ürünlerle ilişkilendirilmesi oldu. Rhosus adıyla bilinen antik yerleşimle bağlantılı olduğu değerlendirilen seramikler, Romalı hatip ve devlet adamı Çiçero’nun yazışmalarında da yer alıyor. Çiçero’nun MÖ 50 yılında dostu Attikus’a yazdığı mektupta, Rhosus’tan seramik kaplar sipariş ettiğinden söz ettiği aktarılıyor. Bu tarihsel kayıt, söz konusu bölgede üretilen sofra kaplarının Roma dünyasında bilindiğini ve talep gördüğünü gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Adrasan açıklarındaki batıkta bulunan eserlerin Rhosus üretimiyle ilişkilendirilmesi de antik metinlerde geçen ürünlerin Akdeniz ticaretindeki yolculuğunun araştırılmasına katkı sağlıyor. KİLLE KORUNAN SERAMİKLER 2 BİN YIL SONRA ORTAYA ÇIKTI Batıktan çıkarılan bazı seramiklerin iyi durumda korunmuş olması, yükleme sırasında uygulanan yöntemi de gündeme getirdi. Eserlerin ahşap sandıklara yerleştirilirken aralarına kil konulduğu belirtiliyor. Bu uygulamanın, taşınma sırasında seramiklerin birbirine çarparak kırılmasını önlemeye yardımcı olduğu değerlendiriliyor. Binlerce yıl deniz altında kalan tabak ve kaselerin günümüze ulaşması, dönemin paketleme ve taşıma yöntemleri hakkında da bilgi sunuyor. Buluntular, yalnızca estetik özellikleriyle değil, antik dönemde kırılabilir ürünlerin uzun mesafelerde nasıl taşındığını göstermesi bakımından da önem taşıyor. ANTİK TİCARET ROTASININ İZLERİNE ULAŞILDI Batıkta bulunan MÖ 1. yüzyıla ait Antakya kökenli sikkeler, geminin tarihinin belirlenmesine yardımcı olan bulgular arasında yer alıyor. Seramikler, sikkeler ve diğer yük unsurları birlikte değerlendirildiğinde geminin Antakya, Ege, Yunanistan ve İtalya kıyıları arasında uzanan ticaret ağıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Geminin Arsuz çevresinden hareket ederek Roma yönüne ilerlemiş olabileceği tahmin ediliyor. Geminin seyri sırasında fırtınaya yakalanarak sığlığa çarptığı ve bu nedenle battığı yönünde bir değerlendirme bulunuyor. Ancak batışın ayrıntılarının aydınlatılması için arkeolojik araştırmaların sürmesi gerekiyor. AD RASAN BATIĞINDA KAZILAR DEVAM EDİYOR Sualtı arkeologları, sualtı robotlarının da desteğiyle Adrasan açıklarındaki batıkta çalışmalarını sürdürüyor. Deniz tabanından çıkarılan her yeni buluntu, antik dönemin üretim merkezleri, ticaret ilişkileri ve günlük yaşamına ilişkin bilgilerin genişletilmesine katkı sağlıyor. Yaklaşık 2 bin 100 yıllık seramik yüküyle dikkat çeken batık, Antalya kıyılarının yalnızca doğal güzellikleriyle değil, deniz altında barındırdığı tarihî mirasla da önem taşıdığını ortaya koyuyor.
BATIKTA 122 FARKLI SERAMİK TÜRÜ TESPİT EDİLDİ

Antalya açıklarında 2 bin 100 yıllık tarih gün yüzüne çıktı: Binlerce seramik bulundu

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Adrasan açıklarında yürütülen sualtı arkeoloji kazıları, antik dönemin ticaret ve sofra kültürüne ilişkin önemli bulgular ortaya koydu. Yaklaşık 2 bin 100 yıllık seramik yüklü gemi batığından binlerce eser çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, buluntuların antik dünyanın lüks sofra takımlarına ışık tuttuğunu belirtti.

Akdeniz’in derinliklerinde sürdürülen arkeolojik çalışmalar, geçmişin ticaret rotalarını ve üretim merkezlerini aydınlatmaya devam ediyor. Antalya’nın Adrasan kıyıları açıklarında bulunan ve kazı çalışmalarına 2025 yılında başlanan batıkta, farklı biçim ve boyutlarda çok sayıda seramik eser gün yüzüne çıkarıldı.

Deniz yüzeyinin yaklaşık 42 ila 55 metre altında yürütülen kazılarda elde edilen buluntuların, MÖ 1. yüzyıldaki üretim, taşımacılık ve tüketim alışkanlıkları hakkında önemli bilgiler sunduğu değerlendiriliyor.

 

 

ERSOY: “ANTİK DÜNYANIN EN LÜKS SOFRA TAKIMLARINI BU BATIKTA BULDUK”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Adrasan’daki kazılara ilişkin yaptığı açıklamada, denizden çıkarılan eserlerin yaklaşık 2 bin 100 yıllık geçmişine dikkat çekti.

Ersoy, “Antik dünyanın en lüks sofra takımlarını bu batıkta bulduk” ifadelerini kullandı.

Seramiklerin gemiye yüklenirken aralarına kil yerleştirilerek sandıklara konulduğunu belirten Ersoy, bu yöntemin eserlerin günümüze sağlam ulaşmasında etkili olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy, kazılarda görev yapan ekibe ve kültürel mirasın ortaya çıkarılması için çalışan uzmanlara teşekkür etti.

BATIKTA 122 FARKLI SERAMİK TÜRÜ TESPİT EDİLDİ

Kazıların öne çıkan bulgularından biri, gemide taşınan seramiklerin çeşitliliği oldu. Batıkta toplam 122 farklı form ve boyutta tabak, kase ve benzeri sofra ürününün bulunduğu bildirildi.

Antakya kökenli olduğu değerlendirilen eserler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve farklı büyüklüklerde tepsiler yer alıyor. Bu çeşitlilik, dönemin yemek kültürüne ve sofra düzenine ilişkin ayrıntıları ortaya koyuyor.

Özellikle Roma dünyasında rağbet gördüğü belirtilen bu ürünlerin yanı sıra batıkta, Ege’deki bazı adalarda üretilmiş olabileceği düşünülen amforalar da bulundu. Farklı bölgelerle ilişkilendirilen eserler, geminin çeşitli üretim merkezlerinden yük taşıdığına işaret ediyor.

ÇİÇERO’NUN MEKTUBUNDA DA AYNI SERAMİKLERİN İZİ VAR

Adrasan batığını tarihsel açıdan dikkat çekici kılan unsurlardan biri de seramiklerin, antik kaynaklarda adı geçen ürünlerle ilişkilendirilmesi oldu.

Rhosus adıyla bilinen antik yerleşimle bağlantılı olduğu değerlendirilen seramikler, Romalı hatip ve devlet adamı Çiçero’nun yazışmalarında da yer alıyor. Çiçero’nun MÖ 50 yılında dostu Attikus’a yazdığı mektupta, Rhosus’tan seramik kaplar sipariş ettiğinden söz ettiği aktarılıyor.

Bu tarihsel kayıt, söz konusu bölgede üretilen sofra kaplarının Roma dünyasında bilindiğini ve talep gördüğünü gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Adrasan açıklarındaki batıkta bulunan eserlerin Rhosus üretimiyle ilişkilendirilmesi de antik metinlerde geçen ürünlerin Akdeniz ticaretindeki yolculuğunun araştırılmasına katkı sağlıyor.

KİLLE KORUNAN SERAMİKLER 2 BİN YIL SONRA ORTAYA ÇIKTI

Batıktan çıkarılan bazı seramiklerin iyi durumda korunmuş olması, yükleme sırasında uygulanan yöntemi de gündeme getirdi. Eserlerin ahşap sandıklara yerleştirilirken aralarına kil konulduğu belirtiliyor.

Bu uygulamanın, taşınma sırasında seramiklerin birbirine çarparak kırılmasını önlemeye yardımcı olduğu değerlendiriliyor. Binlerce yıl deniz altında kalan tabak ve kaselerin günümüze ulaşması, dönemin paketleme ve taşıma yöntemleri hakkında da bilgi sunuyor.

Buluntular, yalnızca estetik özellikleriyle değil, antik dönemde kırılabilir ürünlerin uzun mesafelerde nasıl taşındığını göstermesi bakımından da önem taşıyor.

ANTİK TİCARET ROTASININ İZLERİNE ULAŞILDI

Batıkta bulunan MÖ 1. yüzyıla ait Antakya kökenli sikkeler, geminin tarihinin belirlenmesine yardımcı olan bulgular arasında yer alıyor.

Seramikler, sikkeler ve diğer yük unsurları birlikte değerlendirildiğinde geminin Antakya, Ege, Yunanistan ve İtalya kıyıları arasında uzanan ticaret ağıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Geminin Arsuz çevresinden hareket ederek Roma yönüne ilerlemiş olabileceği tahmin ediliyor.

Geminin seyri sırasında fırtınaya yakalanarak sığlığa çarptığı ve bu nedenle battığı yönünde bir değerlendirme bulunuyor. Ancak batışın ayrıntılarının aydınlatılması için arkeolojik araştırmaların sürmesi gerekiyor.

AD RASAN BATIĞINDA KAZILAR DEVAM EDİYOR

Sualtı arkeologları, sualtı robotlarının da desteğiyle Adrasan açıklarındaki batıkta çalışmalarını sürdürüyor. Deniz tabanından çıkarılan her yeni buluntu, antik dönemin üretim merkezleri, ticaret ilişkileri ve günlük yaşamına ilişkin bilgilerin genişletilmesine katkı sağlıyor.

Yaklaşık 2 bin 100 yıllık seramik yüküyle dikkat çeken batık, Antalya kıyılarının yalnızca doğal güzellikleriyle değil, deniz altında barındırdığı tarihî mirasla da önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.