Dün Antalya’da gündeme gelen iddiaları okurken, bir gazeteci olarak değil, önce bir kadın olarak sarsıldım.
İlk düşündüğüm şey şuydu:
Lütfen bunlar doğru olmasın.
Çünkü anlatılanlar sıradan bir soruşturmanın çok ötesinde. İddiaların içinde bir belediye makamı, iş vaadi, para, kadınlar ve genç kızlar var.
Eğer anlatılanlar doğruysa ;
Bir belediye makamının gücü kullanılarak bunlar hangi vicdanla yapılabilir?
Henüz bunların doğru olduğunu söyleyemeyiz. Bunlar soruşturma dosyasına yansıyan iddialar. Gerçeği hukuk ortaya çıkaracak.
Ama iddianın kendisi bile son derece ağır.
Çünkü burada yalnızca cinsellikten söz edilmiyor. Bir makamın gücünün, karşısındaki insanların hayatları üzerinde nasıl kullanıldığı tartışılıyor.
Seni istemeyen birini, para ya da iş vaadiyle kendine yakınlaştırmaya çalışmak nasıl bir duygu?
Karşındaki insanın “hayır”ını kabul etmek yerine, sahip olduğun imkânlarla o hayırı değiştirebileceğini düşünmek nasıl bir vicdan?
Ben bir kadın olarak bundan utanıyorum.
Ve bunun yalnızca “seks bağımlılığı” olarak açıklanmasını da yeterli bulmuyorum.
Eğer gerçekten bir makamın sağladığı güç kullanılarak kadınların çaresizliğinden yararlanıldıysa, mesele cinsel arzudan çok daha büyüktür.
Mesele güçtür. Mesele sınırdır. Mesele vicdandır.
Üstelik söz konusu makam, insanların oylarıyla emanet edilen belediye başkanlığı makamıdır.
O makamın kapısına iş, umut ve gelecek için gelen insanların çaresizliği hiçbir kişisel çıkarın aracı olamaz.
Ve burada bir başka soru daha var:
Eğer bu iddiaların doğru olduğu ortaya çıkarsa, bunları bilenler kimdi?
Kim duydu, kim gördü, kim sustu?
Kim makamın gücünü kötüye kullandığı iddia edilen birinin yanında durdu?
Kimler olup biteni bildiği halde gözlerini kapattı?
Çünkü bazen yalnızca yapanı değil, bilip susanı da sorgulamak gerekir.
Elbette önce gerçek ortaya çıkmalı.
İddialar asılsızsa, açıkça ortaya konulmalı ve akıllardaki bütün soru işaretleri giderilmeli.
Eğer doğruysa, bunun hesabı yalnızca yapanlardan değil, bilip göz yumanlardan da sorulmalı.
Çünkü insanların oylarıyla emanet edilen bir makam, kişisel arzuların alanı değildir.
Ben bir kadın olarak hâlâ aynı şeyi söylüyorum:
Bunların yalan olduğunu duymaya ihtiyacım var.
Ama gerçeğin ne olduğunu da bilmeye ihtiyacımız var.
Antalya’nın buna ihtiyacı var.