Antalya'da ticaret yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Artan kira bedelleri, yükselen enerji maliyetleri, personel giderleri, finansmana ulaşmadaki sıkıntılar ve düşen alım gücü... Esnaf da, iş insanı da artık gününü kurtarmanın hesabını yapıyor.
Böyle bir ortamda yaklaşan oda seçimleri doğal olarak gündemde. Ancak sahaya çıktığınızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz.
Eskiden seçimler heyecan yaratır, projeler konuşulur, komitelerde yoğun bir çalışma yürütülürdü. Bugün ise birçok esnafın ilk cümlesi aynı:
"Bana ne faydası olacak?"
Son günlerde görüştüğüm iş insanları ve esnaf arkadaşlarımdan edindiğim izlenim de bunu doğruluyor. Komite üyesi olanlar dışında kalan birçok ATSO üyesi seçim sürecine kayıtsız görünüyor. Hatta bazıları, "Bugüne kadar bize ne yaptı ki bundan sonra ne yapacak?" diyerek beklentilerinin oldukça düşük olduğunu dile getiriyor.
Bu yaklaşım aslında ilgisizliği değil, yaşanan ekonomik sıkışmışlığı ve beklentilerin karşılanamadığı yönündeki algıyı yansıtıyor.
İnsanlar artık önce iş yerini ayakta tutmayı, çalışanının maaşını ödeyebilmeyi, vergisini ve kirasını karşılayabilmeyi düşünüyor. Geçim derdi, seçim gündeminin önüne geçmiş durumda.
Tam da bu nedenle adayların yalnızca kendilerini anlatmaları yeterli olmayacak. Üyeler artık slogan değil, somut projeler; vaat değil, uygulanabilir çözümler duymak istiyor.
Antalya iş dünyasının en önemli temsil kurumlarından biri olan ATSO'nun da bu beklentiyi doğru okuması gerekiyor. Çünkü üyeler, yalnızca temsil edilmek değil; sorunlarına çözüm üreten, yol gösteren ve gerektiğinde haklarını güçlü biçimde savunan bir oda görmek istiyor.
Belki de bu seçimlerin en önemli sorusu kimin kazanacağı değildir.
Asıl soru şudur:
Seçimden sonra esnafın ve iş dünyasının hayatında gerçekten ne değişecek?
Bu soruya inandırıcı bir cevap verebilenler, yalnızca seçimleri değil, üyelerin takdirini de kazanacaktır.