Seçim günü geldi çattı. 18 Ekim’de ATSO’da sandık kuruluyor. Kılıçlar çekildi, söz düelloları başladı. Her köşeden bir ses yükseliyor: “En iyi aday benim adayım!” Kimi kendi adayını göklere çıkarıyor, kimi rakibini eleştiriyor. Seçim atmosferi giderek kızışıyor.
Peki, bütün bu tartışmaların arasında asıl soruyu soran var mı: ATSO’da asıl güç kimde?
Ben bugüne kadar hep aynı şeyi söyledim: Hangi başkan adayının Antalya ticaretine daha fazla katkı sağlayacağını bugünden kestirmek öyle kolay bir konu değil.
Bunun cevabını zaman, ortaya konulan projeler ve hayata geçirilen icraatlar verecek. Çünkü mesele yalnızca o koltuğa oturmak değil, aynı zamanda o koltuğun hakkını da vermektir.
Ancak başkan adayları üzerinden yürüyen tartışmalarda önemli bir ayrıntının gözden kaçtığını düşünüyorum: ATSO, yalnızca başkandan ibaret değil!
Sektörlerin sorunlarını bilen, üyelerin taleplerini dile getiren ve bu taleplerin karar mekanizmalarına taşınmasında rol oynayan komiteler, ATSO’nun işleyişinde önemli bir yere sahip. Dolayısıyla seçim yarışını yalnızca başkan adayları üzerinden okumak, tablonun önemli bir bölümünü gözden kaçırmak demek.
İşte bu noktada listelerdeki komite adaylarının deneyimi, sektörel birikimi ve ATSO ile olan ilişkileri önem kazanıyor.
Kırmızı listedeki komite adayları arasında sektörlerinde deneyimli ve hâlihazırda ATSO meclisinde görev yapan çok sayıda ismin bulunması dikkat çekiyor. Odanın işleyişini yakından bilen bu isimlerin tecrübesi, kurumsal devamlılık açısından önemli bir avantaj olabilir. Elbette diğer listelerde de kendi sektörünü temsil etmek isteyen, projeleri ve hedefleriyle öne çıkan isimler var. Burada belirleyici olan, hangi adayın üyelerin beklentilerine ne ölçüde karşılık verdiğidir...
Çünkü tecrübe tek başına başarı garantisi olmadığı gibi, yeni bir anlayış da tek başına çözümün anahtarı değildir. Önemli olan, bilgi birikimini, yenilikçi fikirleri ve ortak aklı Antalya ticaretinin yararına kullanabilmektir.
Başkanlık yarışı bu kadar ön plana çıkmışken, komitelerin ve meclisin önemini hatırlatmakta fayda var. Zira ATSO’nun geleceğini belirleyecek olan yalnızca başkanın kim olduğu değil, birlikte çalışacak kadronun niteliği ve ortaya koyacağı performans da olacaktır.
18 Ekim’de üyeler tercihlerini yapacak. Sandıklar açılacak, sonuçlar belli olacak. Kimi sevinecek, kimi üzülecek. Fakat seçim heyecanı dindiğinde kim kazanırsa kazansın, bir süre sonra mevcut başkana ve meclisine şu sorular yöneltilecek; Üyeler için ne yaptınız? Antalya ticaretine ne kattınız?
Çünkü mesele hangi rengin kazandığı değil, Antalya ticaretinin ne kazandığıdır.
Sandık bir gün konuşur. Asıl sözü ise seçimden sonra yapılan işler söyler.
O zaman iyi olan kazansın...